21 Ekim 2008 Salı

Dünyanın en küçük yakıt pili

Panasonic, dizüstü bilgisayarlar ve mobil cihazlar için en küçük yakıt pilini geliştirdiğini duyurdu.
İSTANBUL - 19. yüzyıldan beri geliştirilen ve özellikle elektrikle çalışan otomobillerde güç kaynağı olarak kullanılması için üzerinde çalışmalar yapılan yakıt pili teknolojisi, Panasonic’in duyurusunu yaptığı açıklamayla dizüstü bilgisayarlar ve mobil cihazlar için kullanılabilecek boyutlara ulaştı. Bir yakıtın içindeki kimyasal enerjiyi kullanarak elektrik enerjisine çeviren ve termik santral gibi yüksek karbondioksit salınımına neden olan tekniklerden daha temiz enerji üretmeye yarayan yakıt pili teknolojisinde gelinen son nokta, önümüzdeki yıllarda dizüstü bilgisayarlar ve mobil cihazlar gibi elektronik aletlerde kullanılabilecek alternatif güç kaynaklarının hayatımıza girebileceğini gösteriyor. Panasonic tarafından bir öncekinden %50 daha küçük olarak üretilen yeni yakıt pilleri yakıt olarak metanol kullanıyor, 270cc hacme sahip. 200cc (0.2 litre) metanolle 20 saat elektrik üretebilen yakıt pili, 320 gram ağırlığında ve mevcut bilgisayarlarda kullanılan lityum-iyon piller ile yer değiştirebilecek kadar küçük ebatlarda. Firmanın üretmeyi planladığı bir diğer yakıt pili ise 360cc hacme ve 350gram ağırlığa sahip, taşınabilir bir televizyonu çalıştırabilecek kadar enerji üreten yakıt pili, aynı anda iki cihazı şarj edebilecek. Her iki ürünü de 2012 yılında piyasaya süreceğini açıklayan firma, henüz prototip olan ürünleri 2012 yılına kadar daha da geliştirmeyi umut ediyor.

8 megapiksel kameralı telefon

Samsung’un pazara yeni sunduğu modeli M8800 Pixon, 3.2 megapiksellik kamerası ve 3.2 inçlik tam dokunmatik ekranıyla Aralık ayında Türkiye’de. Samsung’un bu yılın en çok konuşulan telefonlarından biri olan i900 Omnia ile aynı dokunmatik TouchWiz arayüze sahip yeni modeli Samsung M8800 Pixon, 8 megapiksellik otomatik odaklanmalı kamerası ve 240x400 piksel çözünürlüklü 3.2 inçlik geniş ekranıyla piyasaya sürülüyor. 13.8 mm kalınlığındaki ince tasarımıyla gerçek bir kamerayı andıran M8800 Pixon, X16 dijital yakınlaştırma, tam dokunmatik ekran, entegre fotoğraf tarayıcısı ve otomatik odaklanmalı merceğiyle kompakt bir fotoğraf makinesiyle dokunmatik bir akıllı telefonu bir araya getiriyor. Akıllı telefonlarda artık bir standart haline delmiş olan kablosuz ağ bağdaştırıcısının bulunmaması ise dikkat çekiyor. ÖZELLİKLERİ Dört bant GSM, üç bant HSDPA (3G) 107.9x54.6x14.9mm ölçüler, 110g ağırlık 3.2 inçlik dokunmatik ekran (240x400 piksel çözünürlüklü) 8 megapiksellik kamera (otomatik odaklanma, yüz tanımlama, gülümseme takibi) Dahili GPS(lokasyon belirleme servisi) RDS özellikli FM radyo microSD kart yuvası Bluetooth 2.0 İvme ölçer İnternetHaber

30 Eylül 2008 Salı

2 Eylül 2008 Salı

HP ve Garanti Teknoloji İşbirliği, Garanti Şubelerini Cebe Taşıdı

Cep telefonlarından bankacılık işlemlerinin yapılmasına olanak tanıyan ve wap.garanti.com.tr adresinden ulaşılabilen Garanti Cep Şubesi projesinin çalışmalarını yürüten Garanti Teknoloji, proje kapsamında ihtiyaç duyduğu çözüm ve ürünler için HP uzmanlığı ve deneyiminden yararlandı. Yapılan işbirliğiyle, bankacılık işlemlerinin her an, her yerden ve pek çok farklı cep telefonuyla yapılmasını sağlayan, tam anlamıyla "mobil" bir yapı kuruldu. İki ayda 50 bin kullanıcı!Projenin ilk iki ayında sisteme 50 bin giriş yapıldı. Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, gelecek 5 yıl içinde Garanti Cep Şubesi'nin kullanıcı sayısını 2 milyona çıkartmayı hedeflediklerini söyledi ve ekledi: "Garanti Cep Şubesi, kısa sürede çok fazla kişiye ulaştı. Bu performansta HP'nin teknoloji desteğinin çok önemli katkısı var. Dünyada bile yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan bu hizmetin, Türkiye'de tahminlerimizin çok daha üzerinde bir hızda gelişim sergileyeceğine inanıyoruz." Cep Şubesi Projesi; hesap bilgileri, para transferi, yatırım, döviz, fatura ve kart işlemleri gibi bankacılık hizmetlerine cep telefonları üzerinden ulaşmayı mümkün kılıyor. Sistem, kullanıcılarına en çok hisse senedi alım satımı ve para transferi gibi anlık işlemlerde kolaylık sağlıyor. HP ile mobil bankacılıkta devrim! Türkiye'deki 56 milyon cep telefonu kullanıcısına, bulundukları her yerden 7/24 bankacılık işlemi yapma imkanı tanıyan Garanti Cep Şubesi projesinde Garanti Teknoloji, HP ve İngiliz yazılım firması Volantis birlikte çalıştı. Sistemin kolay kullanımı için, mobil İnternet çözümleri üreten Volantis'in yazılımı HP Entegrasyon ve Danışmanlık Ekibi tarafından, cep telefonu marka ve modeli ayırt etmeksizin çalışacak şekilde geliştirildi. Altyapı çalışmalarında HP Blade, HP ProLiant ve HP Unix sunucular kullanılarak hızlı, kesintisiz ve güvenilir teknoloji çözümleri getirildi. Altı aydır üzerinde çalıştıkları Garanti Cep Şubesi projesini hayata geçirmek için hızlı ve konuya hakim bir iş ortağına ihtiyaç duyduklarını ifade eden Garanti Bankası Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüsnü Erel, HP sayesinde olağanüstü hız kazandıklarını belirtti ve ekledi: "HP ile olan işbirliğimizden çok memnunuz. Garanti Teknoloji'de ürün geliştirme süreci hızlı gelişir. Bu projede HP'nin desteği çok önemliydi. HP'den alınan teknoloji desteği sayesinde, donanımların ve yazılımların kurulması gibi altyapı çalışmaları sadece 2 ay içinde tamamlandı."HP Türkiye Genel Müdürü S. Şahin Tulga ise mobil çözümlerin günümüzde giderek önemini artırdığını vurgulayarak şöyle konuştu: "Garanti Cep Şubesi Projesi, pek çok farklı cep telefonu modeli ve markasında kullanılması açısından, yalnızca Türkiye'de değil Avrupa'da da eşine rastlanmayan bir uygulama. Türk bankacılık sektöründe böyle bir 'ilk'e imza atmaktan gurur duyuyoruz. HP, mobilite kavramına ne denli önem verdiğini, geliştirdiği ürün ve çözümleriyle ortaya koyuyor. Teknolojinin, hayatın her alanında yaygın kullanımını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Bankacılıkta sınırları kaldıran projenin güvenliği 128-bit Secure Sockets Layer (SSL) protokolüyle sağlandı. Mobil cihazlar üzerine hiçbir bilgi kaydetme ihtiyacı yaratmayan sisteme erişim, telefon değişikliği, çalınma, ya da kaybolma gibi durumlardan etkilenmiyor.

HTC Touch Diamond

Windows Mobile işletim sistemine sahip PDA'lerle adını duyuran ve pek çok ünlü marka için PDA ler geliştiren HTC, bir süredir kendi markası ile yola devam ediyor.HTC'nin yeni ürünü Touch Diamond, TouchFlo 3D teknolojisi sayesinde 3 boyutlu dokunmatik ekran özelliği ile öne çıkıyor. TouchFlo 3D teknolojisi ile mesajlaşma, e-post gönderme, fotoğraf, müzik, hava durumu ve benzeri birçok fonksiyona ulaşım çok kolay bir şekilde gerçekleştiriliyor.HTC Touch Diamond cep telefonu HSDPA 7.2Mbps ve HSUPA kablosuz bağlantı ve geniş bant bağlantı özelliklerine sahip.Kullanıcılar yeni geliştirilmiş web tarayıcı aracılığıyla sayfalara tek ellerini kullanarak zoom yapabiliyor, sayfaları kaydırabiliyor. Telefon yan yatırılınca web sayfaları da dikey görüntülemeden otomatik olarak yatay görüntülemeye geçiyor. Telefonun 2.8 inch ekranı ve otofokus özelliğine sahip bir kamerası bulunuyor.Teknik özellikleri ve video incelemesi aşağıdaTeknik özellikleri:Ağırlık: 110 gramWCDMA / HSPA: 900/2100MHz. HSDPA 7.2 Mbps ve HSUPA bağlantıİşletim sistemi: Windows Mobile 6.1 ProfessionalYonga: Qualcomm MSM 7201A 528MHzEkran: 2.8 inç (7.1 cm) VGA dokunmatik ekranKamera: 3.2 megapiksel + video arama özelliğiDahili Hafıza: 4GB dahili bellek, 256MB flash, 192MB RAMRDS özellikli FM radyoGPS: GPS/AGPSBluetooth: EDR ile 2.0Kablosuz bağlantı: WiFi 802.11b/gArayüz: HTC ExtUSB (mini-USB ve audio jack bir arada; USB 2.0 High-Speed)Bekleme süresi: 300 saat (Push e-mail ile 100 saat)Batarya: 900 mAhKonuşma süresi: 4 saate kadar

ALTINÇAĞ

TEKNOLOJİDE BÜYÜK İLERLEMELER GÖRÜLECEK

İçinde yaşadığımız yüzyıl, özellikle de son çeyreği, teknolojinin gelişimi açısından dünya tarihinde görülmemiş bir hıza sahne olmuştur. Bundan 100 sene önce ismi bile bilinmeyen pek çok teknolojik araç hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline gelmiştir. Hatta bundan 10 sene önceki teknoloji ile günümüzdeki teknoloji arasındaki fark hayal edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Şu anki gelişmeler bize Altınçağ'da yaşanacak olan ilerlemeler hakkında da çok önemli işaretler vermektedir.

Altınçağ'da teknolojide yaşanacak olan ilerlemeler, insanların hayatlarında çok büyük bir konfor ve kolaylık sağlayacaktır. Eskiden sadece hayal edilebilen pek çok yenilik, teknolojinin gelişmesi sayesinde hayatın her anına yayılacaktır. İnsanlar evlerinde, işlerinde, okullarında bu gelişmeler sayesinde çok büyük kolaylıklar yaşayacak, rahat, eğlenceli ve zevkli ortamlara kavuşacaklardır. Ev hayatında bilgisayarların kullanılması insanlara hız kazandıracaktır. Örneğin her türlü alışveriş, ağır işler, güvenlik, ısıtma, havalandırma, elektrik, acil durum sistemleri bilgisayarlar aracılığıyla kontrol edilecek, robotlar çoğu işte insan gücünün yerini alacaktır. İnsanlar evlerinde otururken ya da televizyon izlerken tüm işlerini robotlar sayesinde, otomatik işlemlerle halledebileceklerdir. Evlerin temizlenmesi, bozuk olan her türlü aletin onarılması, hareketli mikroçipler sayesinde evdeki toz ve akarların tamamen ortadan kaldırılması, bilim adamlarının gelecekte robotlarla halletmeyi planladığı konuların başında gelmektedir. Altınçağ'da tüm bu planlar gerçekleşecek, insanların vaktini alan her türlü iş teknolojik aletler tarafından halledilecektir.
Teknoloji dünyanın tüm güzelliklerini insanların önüne serecek, üç boyutlu ortamlarda, sanal televizyonlarla pekçok yeri gezmelerini, eğlencelere katılabilmelerini, zeka geliştirecek oyunlarla oynayabilmelerini mümkün kılacaktır. İnsanlar sanal ortamlarda pek çok tecrübeyi önceden edinebilecek, kendilerini geliştirebilecek ve eksikliklerini giderebileceklerdir.
Eğitim sistemi bilgisayar ve internet teknolojisinin gelişmesi ve daha geniş bir alana yayılmasıyla çok köklü bir değişim gösterecektir. Çocukların ev ortamından tüm eğitimlerini takip etmeleri sağlanacaktır. Bunun yanında okuma ve ezber ağırlıklı eğitim yerine, çocukların sanal ortamda deneyim kazanarak, bizzat uygulayarak ya da internet televizyonları aracılığıyla görsel olarak öğrenebilecekleri bir sistem hayata geçirilecektir. Günümüzde sadece çok kısıtlı alanlarda uygulanan sanal ortamda eğitim, insanlara çok büyük bir kolaylık sağlamakta, tecrübe kazanılmasına imkan tanımaktadır. Örneğin, pilot eğitimi sırasında kullanılan sanal uçaklarda pilotlar her türlü kazaya, hava şartına, teknik hatalara karşı tecrübe kazanmaktadır. Altınçağ'da bu şekilde bir eğitim tüm iş dallarında ve eğitimde hayata geçecek, bu şekilde pekçok hatanın, eksikliğin önüne geçilebilecektir.
Altınçağ'da eğitim alanında yaşanacak olan bu köklü değişimin en önemli özelliği ise bu tip gelişmelerden tüm dünya halklarının adil bir şekilde faydalanmasını sağlamak olacaktır. Her dönemde olduğu gibi Altınçağ'da da, Kuran ahlakına uyan insanlar layık oldukları tüm güzelliklere, konfora ve kolaylıklara kavuşacak, bolluk ve bereket içinde yaşayacaklardır.

ULAŞIMDA YAŞANACAK GELİŞMELER
Altınçağ'da teknolojik alanda yaşanan gelişmeler yeni enerji kaynaklarının kullanımına imkan sağlayacaktır. Böylece ulaşım araçlarında kullanılan ve hava kirliliğine neden olan fosil yakıtların yerini, kalıntı bırakmayan güneş ya da rüzgar enerjisi gibi yakıtlar ya da elektrik alacaktır. Bu şekilde araçların insanlara verdikleri tüm rahatsızlıklar da ortadan kaldırılacaktır.
Altınçağ'da ulaşım teknolojisinde yaşanan gelişmeler insanların rahatını, güvenliğini ve konforunu sağlayacak, zaman kaybını en aza indirecektir. Yeni yapılan yollar ve araçlarla kaza riski en aza indirilecek, bunun için gereken her türlü önlem alınacaktır.
Ulaşımın büyük bir bölümü yeraltından olacak, bu şekilde görüntüyü bozan her türlü ayrıntı ortadan kaldırılmış olacaktır. Bunun sonucunda trafik sorunu da ortadan kalkacak, çok daha güzel ve estetik bir ortam oluşacaktır. Ulaşım araçlarında kullanılan ve hava kirliliğine neden olan yakıtların yerini kalıntı bırakmayan güneş ya da rüzgar enerjisi gibi yakıtlar ya da elektrik alacak. Böylece bu şekilde oluşan rahatsızlıklar engellenecektir.
Ses hızını aşan uçaklarda, trenlerde ve diğer çok gelişmiş ulaşım araçlarında insanların ihtiyaç duyabileceği her türlü konfor bulunacaktır. Altınçağ'daki tüm bu teknolojik gelişmeler maddi imkanı olan belli bir kesimin kullanabildiği araçlar olmaktan çıkıp, tüm insanların kullanımına sokulacaktır. İslam ahlakının yaşandığı bu dönemde herkese aynı güzellikler, aynı imkanlar eşit olarak dağıtılacak, insanlar arasındaki ayrımlar kesin olarak ortadan kalkacaktır.

İLETİŞİM ALANINDA YAŞANACAK OLAN GELİŞMELER
Altınçağ'da yaşanacak olan gelişmelerden biri de iletişim alanında olacaktır. O dönemde dünyanın dört bir yanındaki insanlarla çok hızlı ve çok çabuk haberleşme sağlanabilecek, bilgi alışverişinde bulunulacaktır. Özellikle de uyduların haberleşme alanında sağladığı kolaylıkların tüm insanların kullanımına sunulmasıyla haberleşmede çok büyük bir hız kazanılacaktır. Sesle haberleşmenin yerini telefon edenlerin hem sesini hem de üç boyutlu görüntüsünü yansıtan holografik telefonlar alacaktır.
BİLGİSAYAR VE İNTERNET TEKNOLOJİSİ İNSANLIĞIN HİZMETİNDE
Ahir zamanda hayatın bu kadar büyük bir bolluk ve bereket içinde olmasında hiç şüphesiz bilgisayar teknolojisi çok önemli bir yer tutacaktır. Artık insan hayatının her aşamasında çok büyük kolaylıklar sağlayan bilgisayar, günlük hayatta, iş hayatında, şehir planlamasında, tıpta, iletişimde, sanatta çok büyük bir hız kazandırmaktadır. Altınçağ'da ise bu gelişmeler daha da büyük bir hız kazanacak ve her türlü gelişme insanlığın hizmetine sunulacaktır.
Bu arada 20. yy'da yaşanan en önemli gelişmeler arasında sayılan "İnternet ağı"da insanlık tarihinde bir çığır açmıştır. Dünyanın dört bir yanındaki insanların saniyeler içinde birbirlerine ulaşabilmeleri, bilgilerini paylaşabilmeleri, konuşabilmeleri, tartışabilmeleri, kısacası her şekilde haberleşebilmeleri uluslararası internet ağı sayesinde mümkün hale gelmiştir. Artık birşey öğrenmek, bir kütüphanede araştırma yapmak, uluslararası bir teşkilatın raporlarını incelemek, dünyada gelişen olaylara, teknolojik gelişmelere ve bu konuda yapılan yorumlara ulaşmak insanların yalnızca birkaç dakikasını almaktadır. Böylece tüm insanların uzun yıllar araştırmalar yapıp, inceledikleri bilgiler, hiç emek harcamadan insanların kullanımına açılmıştır.



İnternet sayesinde dünyada var olan bilgi birikiminin insanlar arasında paylaşılmasını engelleyen tüm problemler tamamen ortadan kalkmıştır. Dünya üzerindeki tüm gelişmeler herhangi bir fark gözetilmeden, tüm halklara bilgi olarak anında ulaştırılabilmektedir. Giderek daha da gelişen internet teknolojisi kuşkusuz ilerleyen dönemlerde çok daha gelişmiş haliyle kullanımda olacaktır.
Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek yerinde olacaktır. Dünya tarihi incelendiğinde, insanlığın hiçbir dönemde böylesine büyük gelişmeler yaşamadığı görülmektedir. Özellikle teknoloji alanında 20. yüzyıl boyunca yaşanan gelişmeler geçmiş dönemlerde yaşanmamıştır. Bundan yalnızca 100 yıl önce bir insana dünyanın bugünkü durumu gösterilmiş olsa kuşkusuz çok büyük bir şaşkınlık yaşardı. Hatta 100 yıl önce değil, bundan 15-20 yıl önce bir insana internet teknolojisinden bahsedilse, bunu son derece uzak, belki 100 yıl sonra ancak ulaşılabilecek bir gelişme olarak değerlendirirdi. İşte tüm bu gelişmeler, insanların çok önemli dönemlere yaklaşmakta olduğunun işaretleridir. Görülen odur ki, yaklaşmakta olan Altınçağ her türlü teknolojinin en üst seviyede yaşandığı, insanların önüne binlerce nimetin sunulduğu, son derece ihtişamlı bir dönem olacaktır.
ENERJİDE TEKNOLOJİK DEVRİM
Sanayi devrimiyle birlikte başlayan enerji çağı, 20. yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmelerle çok büyük bir önem kazanmıştır. Eldeki verilere göre önümüzdeki 50 yıl içinde dünya nüfusu ikiye katlanacak ve bu nüfusun enerji kullanımı şu andakinden üç kat fazla olacaktır. Bunun yanında en iyimser tahminlere göre dünya üzerindeki petrol rezervlerine 40 yıl ömür biçilmektedir. Doğal gaz ise daha kısa bir sürede tükenecektir. İşte bu hesaplamalar bilim adamlarını hem daha ucuz, hem daha rahat bulunan enerji kaynakları arayışına itmiştir. Petrolün yerini alacak olan bu enerji kaynakları için birkaç ana başlık üzerinde durulmaktadır: Güneş, rüzgar ve su.
Güneş, rüzgar ve su gibi çevreye zarar vermeyen kaynaklardan enerji elde edilmesi önümüzdeki yüzyılların en önemli gelişmeleri olarak düşünülmektedir. Örneğin rüzgar enerjisinin kullanılması özellikle sahil kentlerinin ekonomisinde çok büyük bir atılıma neden olacaktır. Kendi kaynaklarından üretim yaptıkları için dışa bağımlılıkları azalacak ve halkın refahı için çok önemli gelişmeler sağlanabilecektir. Özellikle de rüzgarın tükenmeyen ve elde etmek için çaba gerektirmeyen bir enerji olması bilim adamlarını bu konuda çalışma yapmaya teşvik etmektedir.
Yeryüzüne 20 gün içinde düşen güneş ışığının, dünyanın toplam enerji rezervlerinin içerdiği tüm enerjiye denk olduğu düşünülürse, bu enerjinin hayatın her alanında kullanıma geçmesinin en kadar önemli oldul daha iyi anlaşılacaktır.

Güneş ve rüzgar enerjisinin yaygın olarak kullanıma geçirilmesiyle Altınçağ'daki enerji sorunu tamamen ortadan kalkacaktır. Evlerde, ulaşımda, ısıtmada, elektriğe dayalı her türlü ihtaçla bu enerjilerden faydalanılacaktır.
Araştırmaların ikinci bir kolunu da Güneş'ten elde edilecek olan enerji oluşturmaktadır . Yeryüzüne bir yılda düşen güneş ışığı enerjisi ise, hali hazırda kullandığımız toplam enerjinin 15 000 katı kadardır. Yirmi günlük gün ışığı, dünyanın toplam rezervlerinin içerdiği tüm enerjiye denktir. Dolayısıyla bu kaynakların yaygın olarak kullanıma geçirilmesiyle Altınçağ'da herhangi bir enerji ihtiyacı olmayacak, sanayi ve teknolojide Güneş, su ve rüzgardan çok büyük bir rahatlıkla faydalanılacaktır.

24 Ağustos 2008 Pazar

Çevre dostu beyaz eşya alışverişi arttı

Çevre bilinci hızla yayılırken, tüketimin her alanında olduğu gibi beyaz eşya sektöründe de enerji tasarruflu, doğaya daha az zarar veren ürünler geliştiriliyor. Bundan birkaç yıl önce markaların ürün listesinde bu tipte ancak bir iki model bulunurken, bugün üretimin büyük bölümü A ve A+ olarak tanımlanan enerji tasarruflu teknolojiyi kullanıyor.
Enerji tasarrufu sağlamayan beyaz eşyalara B sınıfı deniyor. Çevre dostu buzdolapları siz tatildeyken elektrik faturasını kabartmıyor, çamaşır makinesi çamaşırın kirini ölçüp daha az deterjan kullanıyor, bulaşık makinesi su tüketimini azaltıyor. Bazı markalar ürün ambalajlarını da geri dönüşümlü malzemeden üretiyor. Bu tür beyaz eşyaya olan ilgi geçtiğimiz yıla göre yüzde 70 arttı.
ÜRETİMİN YÜZDE 90'I A SINIFI
Vestel, hem üretim hem de kullanım sırasında çevreye en az zararı verecek beyaz eşyalar üretiyor. Yüzde 90'a yakını çevreci üretim, yani küresel ısınmaya duyarlı, B sınıfına göre yüzde 25 enerji tasarrufu sağlayan A ve A+ enerji sınıfı ürünler. Örneğin Intraton 1200 model çamaşır makinesi, benzerlerinden farklı olarak 63 litre su tüketip yüzde 30 enerji tasarrufu sağlıyor. Platinum 24 duvar tipi split klima da A sınıfı enerji tüketen Vestel ürünleri arasında.
Whirpool'un da AWO 1000 çamaşır makinesi, PowerClean bulaşık makinesi ve ARC 4198 buzdolabı da çevreye duyarlı ve enerji tasarrufu sağlayanlar arasında.
SUYUN KİRLİLİĞİNİ ÖLÇÜYOR
Profilo bulaşık makinelerinde bulunan Aquasensör teknolojisi, kızıl ötesi ışınlarla suyun kirlilik oranını tespit ederek ne kadar su tüketileceğine karar veriyor.
Bulaşık fazla kirli değilse, daha az su kullanıyor. Yükleme sensörü de yüklenen bulaşık miktarına göre tüketilecek su miktarını ayarlıyor. Otomatik programlama sayesinde her yıkama döngüsü, bulaşıkların kirlilik oranına göre ayarlanıyor ve bu şekilde su ve enerji tüketiminin minimuma inidirilmesini sağlıyor. Çamaşır makinelerinde ise 3D AquaSpar teknoliji ile çamaşırların ıslanma süresi kısaltılarak yıkama döngüleri daha kısa hale geliyor. Ölçek ve dozaj tavsiyesi özelliği, gereksiz deterjan kullanımını engelliyor ve ekstra durulama döngülerinin de önüne geçiyor. Yükleme otomatiği ise yük miktarına göre su miktarını belirliyor. Profilo'nun BD 5700 NFAH model no frost buzdolabı da çevre dostu olmasının yanı sıra antibakteriyel özelliğe sahip.
GERİ DÖNÜŞÜMLÜ ÇAMAŞIR MAKİNESİ
Bosch ActiveWater bulaşık makinesi, 10 litre suyla 14 kişilik yemek takımı yıkıyor. Bottom Freezer no frost buzdolabında, yiyecekler daha uzun ömürlü kalıyor. Üstelik tatil modu sayesinde, tatilden dönüldüğünde hem kötü koku olmuyor hem de yüklü elektrik faturasıyla karşılaşmıyorsunuz. Bosch'un A+ enerji tasarruflu ürünleriyle AB enerjili ürünleri arasında yüzde 10 ile yüzde 15 arasında bir fiyat farkı var. Fakat enerji tasarruflu ürünler, elektrik ve su tasarrufu ile aradaki farkı kapatıyor. Bu konuda Bosch yetkililerinin verdiği rakamlar da var: Çamaşır makinelerindeki enerji tüketimi 1990 yılında 0,27 kWh iken, yüzde 37 oranında bir tasarruf ile 2008 yılına gelindiğinde 0,17 kWh olMuş. 21,2 litre olan su tüketimi ise 18 yılda tam yüzde 67'lik bir gerileme ile 2008 yılına gelindiğinde 7 litreye düşmüş. Bosch ayrıca, ömrünü tamamlayan çamaşır makinelerini yüzde 98 oranında geri dönüştürüyor.
Siemens, enerji tasarrufunu ecoPlus yaklaşımıyla sürdürüyor. A sınıfı enerji verimliliğe sahip ürünlerde yüzde 24, A+ enerji verimliliğe sahip ürünlerde yüzde 45'e varan elektrik tasarrufu mümkün. Aynı markanın bulaşık makineleri, enerji tasarrufu ile deterjanı bedavaya getiriyor. Süper kısa 15 programı ve miktar otomatiği özellikleri sayesinde tasarrufu maksimize ediyor. Siemens makineleriyle de 10 litre suyla 14 kişilik yemek takımı yıkayabiliyorsunuz. VarioSpeed özelliği Siemens'in yeni teknolojisi. Yıkama programının süresini kısaltıyor.

Beyaz eşya alırken dikkat edilmesi gerekenler

Beyaz eşya konusunda seçeneklerin bolluğu, deyim yerindeyse “kırk yılda bir” yapılan, fakat oldukça pahalıya mal olan bu alışverişi karmaşıklaştırıyor. En iyi ürünü en ucuza getirmenin çilesi alternatiflerin çokluğuyla birleşince, bir anda kendinizi içinden çıkılmaz bir durumda bulabilirsiniz. Seçim yapmanıza yardımcı olacak ve beyaz eşya alışverişinizi zevkli hale getirecek önerilerimizi dikkate alarak, işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Beyaz eşyalar bugün, gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçası. İhtiyaçlarınızı en üst seviyede karşılayacak, enerji tüketimini ise en alt seviyede tutacak beyaz eşya seçenekleri, en ideal olanları. İşte, en temel ihtiyaçlar arasında yer alan beyaz eşya seçenekleri ve tercih yapmanıza yardımcı olacak öneriler: Fırın AlırkenFırınlar standart olarak 85×60x60 (yükseklik, genişlik, derinlik) ölçülerinde üretilir. Eğer özel ihtiyaçlarınız varsa, daha yüksek (90 cm) ve daha dar (50 cm) ürünleri ender de olsa piyasada bulabilirsiniz. Türkiye’de satılan fırınların hemen hemen hepsi kendinden 4 göz ocaklıdır. Çift bölmeli fırınlar, birkaç değişik yemeği aynı anda pişirmek için idealdir. Tek bölmeli fırınlar ise, daha uygun fiyatlarıyla cazip bir alternatif olarak göze çarpmaktadır.Fırınların, gazlı ve elektrikli seçenekleri mevcuttur. Elektrikli fırınlar, ısı kontrolünü kolaylaştırdığından tercih edilir; ancak çok elektrik harcadıklarından uzun dönemde pahalı bir alternatif olabilir. Gazlı fırınlar ise, özellikle doğalgazın ulaşmış olduğu kullanım alanlarında çok daha ekonomik bir tercih olacaktır. Bu tip fırınlar çabuk ısındıklarından, ızgara yapmak için de idealdir. Gazın veya elektriğin kesildiği şartlarda aç kalmamayı garantilemek istiyorsanız, hem gazlı hem elektrikli kombinasyonlu fırınlara da bir göz gezdirmeyi unutmamalısınız. Turbo fırınlar, turbo pervaneleri sayesinde fırın içinde homojen ısı dağılımı sağlarken, mini/midi fırınlar ise küçük mutfaklarda yer kazanmak açısından avantajlıdır. Son derece uygun fiyatlı olmalarına rağmen “küçük” olduklarından, tüm ihtiyaçlarınızı karşılamayabilirler. Genellikle standart fırını olan evlerde basit ara öğünleri pişirmek ya da tekrar ısıtmak için kullanılırlar. Ocak AlırkenSet üstü ocaklar standart 60 cm eninde ve derinliğindedir. Tüplü, doğalgazlı ve elektrikli çeşitleri vardır. Gazlı ocaklar, elektrikliye oranla daha çabuk ısınır ve aynı oranda da çabuk soğur. Elektrikli ocakların çoğu, özellikle de fırın üstü olanları, kolay temizlenebilen seramik ya da camdan üretilir. Portatif tek ya da çift gözlü elektrikli ocakları da piyasada bulabilirsiniz. Bölmelerin farklı ısı ayarları olmasına özen gösterin. Buzdolabı AlırkenÜstten kapaklı derin donduruculu buzdolapları, klasik modellerdir ve tam derin dondurucuya az ihtiyaç duyup buzdolabının içindekileri bir hamlede gözden geçirmek isteyenlere göredirler. Çift kapaklı ve derin dondurucusu aşağıda olan modeller, soğutucunun içindekilerin göz seviyesinde kalmasını sağlar ve derin dondurucu kısmı da daha geniştir. Yan yana (gardırop tipi) buzdolapları ise derin dondurucu ve soğutucu bölmelerinin yan yana bulunduğu modeller olup, derin dondurucuyu sık kullananlar için idealdir. İki kısım da neredeyse eşit büyüklüktedir. Geniş tabakların sığması biraz problem olabildiğinden, misafir ağırlamayı sevenler için ideal bir çözüm olmayabilir. Fakat dondurulmuş gıdaları sık tüketiyorsanız, diğer iki seçenekten daha geniş bir derin dondurucu alanınız olacağı kesin. Buzdolabınızı seçerken, dondurucu ve soğutucu bölmelerinin farklı ısı ayarları olmasına özen gösterin. Bu sayede, söz gelişi dondurmanızı katı seviyorsanız dondurucunuzu daha soğuk bir dereceye ayarladığınızda, soğutucunuzdaki sütün içinde buz kristalleri oluşmayacağından emin olabilirsiniz. Eğer sık buz tüketiyorsanız, kendinden buz yapma fonksiyonu olan bir buzdolabı seçebilirsiniz. Arada sırada buza ihtiyacınız oluyorsa, bu özellikten vazgeçebilirsiniz; çünkü makinenizin sürekli temiz olmasını sağlamak için devamlı buz atıp yeniden buz yapmak zorunda kalabilirsiniz. Unutmayın; tüm ev eşyalarınız arasında en çok elektriği buzdolabınız tüketir; çünkü sürekli çalışmaktadır. Enerji kullanımına duyarlı iseniz, aldığınız buzdolabının enerji standartlarına uyumluluğuna dikkat etmelisiniz. Üretici firmanın etiketinde A’dan G’ye kadar bir enerji sıralaması bulacaksınız. A en verimli, G en az verimli ürünleri simgelemektedir. Buzdolabınızı seçerken enerji tasarrufunu da bir kriter olarak kullanabilirsiniz. No defrost özelliği, karlanmayı önlemeye yarayan bir tekniktir.Bulaşık Makinesi AlırkenStandart beyaz plastik tekneli bulaşık makineleri, genellikle en ekonomik olanlarıdır. Lüks modellerde kullanılan paslanmaz çelik tekneli bulaşık makineleri ise, yüksek ısılara daha çabuk çıkabildiklerinden temizlikte daha iyi sonuç verir. İç sepetlerin derinliği, markadan markaya değişir ve bazı modellerde ayarlanabilir. Alt sepette daha çok yer veren seçenekler; uzun ve geniş tencereleri, tabakları, vazoları yıkamak için gereklidir. Bulaşık makineniz, evinizde belki de en çok ses çıkaran alettir. Üretici firmanın kataloğunda, gürültü/ses seviyesini bulabilirsiniz (db). Ses seviyesi ne kadar düşükse, o kadar sessiz bir makineyle karşı karşıyasınız demektir.

10 Ağustos 2008 Pazar

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Çinliler Pekin 2008'i cep telefonundan izleyecek

ÇİN'de cep telefonlarından televizyon izleme teknolojisini kuran şirket, olimpiyatlar boyunca insanların her yerde izleyebilecekleri garantisini veriyor. Çin mağazalarında ortalama 2 bin yuana (yaklaşık 350 YTL) satın alabilen cep telefonu televizyonların olimpiyatlar oyunları boyunca satış rekoru kırması bekleniyor. CMMB tarafından kurulan bu sistem sayesinde şimdilik Çin eyaletlerinin başkentlerinin tümünde yani 37 kentte cep telefonundan televizyon izleyebiliyor. Sistem 2009 yılından itibaren tüm Çin çapında yaygınlaştırılacak. Şu an için cep telefonları CCTV 1, 3, İngilizce yayın yapan CCTV 9, Spor kanalı CCTV 5, CCTV Haberler ve CCTV Çocuk kanalının da olduğu 7 televizyon kanalı ile Çin Ulusal Radyosu ile Çin Uluslararası Radyosunun olduğu 2 radyo istasyonunu çekiyor. Ancak, televizyon kanalları sistemlerini geliştirdikçe tüm televizyonlar cep telefonlarından izlenebilecek. Şimdilik kent içi yayıncılık yapan televizyon kanalları izlenebiliyor ancak uydu yayıncılığı da başladıktan sonra istenilen yerden istenilen yayın rahatlıkla izlenebilecek. Kent içi yayıncılıkta U-Band kullanılırken uydu yayıncılığında S-Band kullanılıyor. CMMB uzmanı bu sistemi kurmak için harcanacak paranın GPS sisteminden daha ucuz olduğuna özellikle dikkat çekti. CMMB şirketi bir akademik kuruluşa bağlı bir şirket ve şimdiye değin yurtdışından Japonlarla ve Korelilerle görüşmelerin devam ettiğini söyledi.Çin'deki hemen tüm telefon şirketleri artık televizyon seyredebilen cep telefonu üretiyor. Şirket uzmanı Mayıs ayında 80 binden fazla insanın ölümüne neden olan Sıçuan (Sichuan) depremi sırasında bu sistem kurulmuş olsaydı, durumun insan ölümlerinin daha az olabileceğini çünkü bu türden bir sistemin alıcı olduğu gibi verici gücü de olduğunu ve bir depremzedenin dış dünya ile rahatlıkla iletişim kurabileceğini de söyledi. Cep telefonları, telefon ve televizyon olarak kullanılabileceği gibi MP3, MP4, PDA, radyo, dijital radyo olarak da kullanabiliyor. Çin'de 450 milyon cep telefonu kullanıcı bulunuyor.

27 Temmuz 2008 Pazar

LUXURY OTEL


This is a garden style hotel, with good environment and convenient location. The hotel is conveniently located in the Huli industrial area, about 15 minutes' drive to the airport and the city center. Rooms are in medium size and equipped with modern facilities, all of them are in very good condition.

Calista Luxury Otel






Özdoğan Grup tarafından Belek`te inşa edilen Calista Luxury Otel`in Leo adlı villasında bataryadan lavaboya kadar pek çok yerde 24 ayar altın kullanıldı






Mayıs ayında hizmete giren Antalya Belek`teki Calista Luxury Resort Otel`in Genel Müdürü Ali Kızıldağ, otellerinin Türkiye`nin Burj Al Arab`ı olduğunu iddia ederek, yeni bir `her şey dahil` sistemi geliştirdiklerini söyledi. 600 odalı ve bin 200 yataklı otelde 13 villa ve bir de Villa Leo adlı `saray yavrusu` bulunduğunu belirten Kızıldağ, “Bin 500 metrekarelik Villa Leo`nun gecelik fiyatı, sezona göre 15 bin ila 25 bin dolar arasında değişiyor. Villalara gelen müşteriler genellikle bir ay konaklıyor” dedi. Villa Leo ile ilgili bilgi veren Kızıldağ, villanın lavabosundan küvetin kenarlarına, bataryadan bazı duvarlara kadar pek çok yerde 24 ayar altın kullandıklarını anlattı. Bazı odaların duvarlarına swarovski taşlı duvar kâğıdı döşediklerini kaydeden Kızıldağ, burada 24 saat hizmet veren bir kâhyanın da bulunduğunu dile getirdi. Villada dört yatak odasının yanı sıra, sinema ve fitness salonu, çalışma, oturma ve misafir odaları ile bir de özel havuz yer alıyor. Calista Luxury Resort`un Türkiye`nin en pahalı resort otellerinden biri olduğunu ifade eden Kızıldağ, yüksek sezonda iki kişilik odaların gecelik kişi başına fiyatının 499 YTL, tek kişilik odaların ise 750 YTL olduğunu söyledi.
150 MİLYON DOLAR HARCANDIOteli yapan Özdoğan Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ali Özdoğan, 130 dönüm alan üzerine kurulu Calista Luxury Resort`un, 150 milyon dolara mal olduğunu söyledi. “Otel, iç ve dış mimarisi ile Türkiye`de bir ilk oldu. Hiçbir masraftan kaçınmadık. Normalde metrekaresi için 700 dolar civarında harcanacak bu otel için biz bin 200 Euro harcadık” diye konuşan Özdoğan, otelin yabancı mimarlar tarafından tasarlandığını kaydetti. Özdoğan, Ankara`da önümüzdeki yılın mart ayında başlayacakları 100 milyon dolara mal olacak yeni bir otel projesi daha olduğunu anlattı. Oteli, Armada Alışveriş Merkezi`nin karşısındaki arsada yapacaklarını dile getiren Özdoğan, “Yine yabancı mimarlarla çalışacağız. 5 yıldızlı olacak oteli, 2.5 yıl içinde bitirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

DEPRESYON NEDİR?

Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.
Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir.
* Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali). * Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).* Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.* Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.* Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk * Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.* Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.* Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.* Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

PANİK ATAK

Panik atak ile ilgili olarak ilk bilmeniz gereken panik atak nedir? Bu sorunun cevabını öğrendikten ve panik atağın ne olduğunu anlayabildikten sonra bu durumdan da kurtulabilirsiniz. Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.
Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.
1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması


Panik Atak Sonucu Gelişebilen Problemler
İlk önce şunun bilinmesi gereklidir, panik atak yüzünden hiçbir şekilde kalpte, solunum sisteminde bir rahatsızlık meydana gelmez. Eğer panik atak uzun süre tedavi edilmezse psikolojik kökenli başka rahatsızlıkları meydana getirebilir. Örneğin bu atak tekrar gelirse diye düşünüp dışarı çıkmak istemezse, geçeceği yollarda hastane olup olmadığı düşünmeye başlayıp bu yüzden dışarı çıkmazsa, özetle kişi evden dışarı çıkmaktan korkar olursa panik atağa "agorafobi" eşlik ediyor diyebiliriz. Bunun dışında sosyal ortamdan kopma sonucu kişide depresif bir duygu-durum oluşabilir. Panik atak tedavisi ile koordineli olarak diğer problemlerinde çözümüne ayrı olarak başlanması gerekmektedir..


Panik Atak Geçiren Birine Nasıl Davranmalıyız?
Panik atak geçiren birine yardım ederken ilk önce gerçekten o kişinin panik atak geçirip geçirmediğinden emin olunması gerekir. Eğer kişinin panik atak geçmişi varsa ve sizde o anda kişinin panik atak geçirdiğinden eminseniz ilk olarak o kişiyi rahat olabileceği ve etrafında onunla ilgilenen çok fazla kimsenin olmadığı bir yere götürün. Olabildiğince sakin ve serin kanlı olmalısınız, o kişi o anda çok kötü birşey olduğunu öleceğini düşünüyordur, sizde sanki o kişi ölecekmiş gibi panik bir şekilde hareket edersiniz kişiyi daha da kötü bir duruma sokabilirsiniz. Panik atak geçiren kişiye bunun 10 dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini söylemek, bunun yüzünden herhangi bir şey olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır.

17 Temmuz 2008 Perşembe

BÜYÜK BULUŞLAR

Telefon

XIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları, kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek... Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871'de guadruplex sistem haline soktu. İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855'te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 1874'te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti. Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı. Böylece yazılı bir telgraf meydana getirmekle kalmadı, birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu. Açıkgöz bir adam olan Baudot, icadının beratını almaya ve makinesini P.T.T.'ye kabul ettirmeyi başardı. Bunun kendisine paraca bir tatmin sağladığı söylenemezse de adının Morse'unki gibi gelecek kuşaklara bir cins isim olarak kaldığını görmek kıvancına erişti. Telefon Baudot'nun ilk denenmesi sırasında icat edildi.Bu icadın da uzun bir geçmişi olmuştur. İlkini, sicimi: telefonu (Hooke) bir yana bırakalım; 1782'de sesleri 800 m. uzağa götürmeyi deneyen Papaz Dom Gauthey'i de anıp geçtikten sonra, bu alanda ciddi ilk çalışmayı yapmış olan Amerikalı Charles Page'a (1812-1873) gelelim. Page yumuşak demir parçacıklarını hızla mıknatıslamak ve mıknatıslığını gidermek yoluyla sesleri almayı başarmıştı. Meslektaşı Cenevreli fizikçi Auguste de la Rive (1801-1873) bunu geliştirdi ve işi, telefonun gerçek ön-icatçısı olarak sayacağımız Alman fizikçi Philipp Reiss (1801-1873) ele aldı . Reiss makinesi sesin titrediği bir zardı ve bu titremeler elektrik devresini kapatmaktaydı. Reiss, uluslararası üne sahip bir bilgin değildi. Öyle ki, çalışmaları kendini aynı çalışmalara vermiş olan Amerikalı profesörün kulağına rastlantıyla çalındı. Bu bir diksiyon profesörünün oğlu olup 3 Mart 1847'de Edinburg'da doğan Graham Bell idi. Kendisi de babası gibi fonetikle konuşma mekanizması ve sağır dilsizlerle ilgilenmişti. Bu alandaki incelemeleri sırasında Holmholtz'un "İşitme Duyusu Açısından Müziğin Fizyolojik Teorisi" (1863) adlı eserinden, elektromıknatısın etkilediği bir diyapazon aracılığıyla nasıl sesler elde edilebileceği hakkında fikir edinmiş ve elektrik konusunda incelemeler yapmaya başlamıştı. 1872'de A.B.D.'ye göç eden ve Boston Üniversitesine ses fizyolojisi profesörü olarak atanan Bell, sağırlarla ilgili projelerini bir yana atmış değildi; hatta bir sağır kadınla evlenmişti. O kadar ki, 1875'te bir telgraf maniplesi aracılığıyla bir diyapazonu onlar için titreştirmişti. Günün birinde diyapazonun yerine mıknatıslı maden parçaları kullandı ve bunlardan birinin kuru bir ses çıkararak elektromıknatısa gidip yapıştığını gözlemledi. Ani bir esinlemeyle irkildi. Maden parçacıklarının yerine bir zar yerleştirdi ve zarı titreşimlerine göre direnci değişen bir elektrik devresine bağladı. Sonra telin öbür ucunda çalışmakta olan asistanına seslendi: "Bay Watson, gelin! size ihtiyacım var." Watson şaşkın ve ürkek bir tavırla koşup geldi: Patronunun sesini telefondan duymuştu. Bu olay 10 Mart 1876'da olmuştu. O zamanlar ilim adamları bu icadı Amerika'nın en olağanüstü buluşu olarak nitelemekteydiler, ama o haliyle çok olduğu da bir gerçekti. Bir elektrik jeneratörüyle çalışmıyordu. Elektrik akımını yaratan, vericideki manyetik alanın değişimleriydi ve bu telden geçerek alıcıdaki elektromıknatısı harekete getiriyordu. Bu durumda 10-12 metreyi aşamazdı. Aygıtı ilk geliştiren Edison oldu (1876). Vericiye bir pil bağlayarak gücünü artırdı. 1878' de Hugnes mikrofon'u icat etti ve böylece zarların titreşimleri sonucu elde edilen sesleri büyük oranda yükseltmek mümkün oldu.Böylesine olağanüstü bir buluş, sözgelişi, New York'ta iken Boston'daki arkadaşının sesini duymak görülmemiş bir heyecan yarattı; olaylara, kıskançlıklara, kinlere ve davalara konu oldu. ilk davayı açan Amerikalı değerli teknisyen Elisha Gray (1835-1901) idi. içine kapanık bir araştırmacı olan Gray telefonu Graham Bell'le aynı zamanda bulmuş, ama ne yazık ki beratını ondan iki saat sonra istemişti. Bu 120 dakikalık gecikme mahkemelerin, haklarını reddetmesi için yetti. Graham Bell'in, icadını telgraf şirketi Western Union'a teklif edip (1877) reddedilmesinden sonra kurulan Bell Telephone Şirketi aleyhine; sözde başka mucitler, geliştiriciler ve rakipler tarafından bir yığın davalar açılmaya başlanmış, bir yandan da berat meseleleri çevresinde tatsız didişmeler ve açgözlü çekişmeler almış yürümüştü. Bütün davalar art arda gerçek mucidin lehine sona ermekteydi. Telefon da bir yandan durmadan yayılmakta, teller şehirlerden şehirlere uzanmaktaydı. 1880 yılında Amerika'nın 35 eyaleti telefon santralına kavuşmuş ve 70.000 abone kaydetmişti. Bell 4 Ağustos 1922'de Halifax'da öldüğünde A.B.D. ve Kanada'daki 17 milyon abonelik şebekede ulaşım bir dakika durduruldu. 1876'da telefonun icadı bunca hayranlık dolu bir şaşkınlık yarattıktan sonra fonografın etkisi ne oldu, bir gözünüzün önüne getirin. Oysa bu konu da ani olarak patlak vermemiş, çalışmalar az çok kulaktan kulağa duyulmuştu. Bilim adamları uzunca bir süreden beri uğraşmaktaydılar; hatta 1857'de yarı yola varmışlardı bile. O yıl mütevazı bir basın musahhihi olan Fransız Edouard-Leon Scott (1817-1879), gerçek bir kaydedici fonograf imal etti. Bu, altında bir silindirin döndüğü madeni bir sivri uç ve buna bağlı bir zardan oluşmuştu. Bu zarın önünde konuşulunca ya da şarkı söylenince sesler sivri madeni uç aracılığıyla silindirin üzerinde titreşimli izlet bırakıyordu. Bu kaydetmenin tersinin olabileceği yani sivri ucu bu izlerden bir daha geçirmek yoluyla söz ya da müziği yeniden meydana getirmek bambaşka bir alandı elbet. Ve kolay kolay kimsenin aklına gelecek şey de değildi. Bunu ilk düşünen Charles Cros (1842-1888) adında bir Fransız oldu. Cros şair, mizahçı, hem de bilim adamıydı. Bir yandan şiirler yazıyor, bir yandan da teorik olarak renkli fotoğraf, gezegenlerarası ulaşım ve fonograf tasarlıyordu. Tasarıları gerçekleşti ve 1877'de Bilimler Akademisine, "paleophone" adını verdiği gerçekte bir fonograf olan bir aletin planını sundu. Edison'un bu çalışmadan haberi oldu mu? Yoksa yalnızca bir rastlantı sonucu olarak mı bilmiyoruz; tıpatıp aynı ilkelere dayanan makinesi için berat istedi. Edison'u bu makinenin önünde çocukça bir şarkı olan "Mary had a little lamb -Mary'nin minik bir kuzusu var" şarkısını söylerken görenler, makinenin az sonra hımhım bir sesle bunu tekrarladığını duydular. 1878'in fonografı bir oyuncaktı, ama inanılmaz bir gelişme gösterdi ve günümüzün elektrofon ve mikrosiyon plaklarına bir yığın yeni buluş ve icatlara yol açtı...

BÜYÜK BULUŞLAR

FOTOKOPİ

Fotokopi makinesi, çeşitli belgeleri ve diğer görsel materyalleri hızlı ve ucuz bir şekilde çoğaltmak için kullanılan bir cihazdır. İlk defa 1960'lı yıllarda Amerikan Xerox firması tarafından bulunmuştur. Günümüzde pek çok fotokopi makinesi Karbon elementinden oluşantonerler yardımıyla belgeyi kopyalama işlemi yapmaktadır.Bu sistemden daha önce;elektrostatik kağıdabaskı baskı yapan,sıvı mürekkeple çalışan makinalar vardı.Bugün üretilen dijital makinaların,Analog makinalardan farkı:Esas olarak görüntüyü tarama yöntemidir.

BÜYÜK BULUŞLAR

Buhar Makinesi
Buhar makinesi, buharın içinde var olan ısı enerjisini, mekanik enerjiye dönüştüren bir dıştan yanmalı motordur. Buhar makineleri, lokomotifler, buharlı gemiler, pompalar, buharlı traktörler ve endüstriyel devreler olabilir. Bir buhar makinesi basınç altında buhar üretmek için suyu kaynatacak bir kazana ihtiyaç duyar. Herhangi bir ısı kaynağı kullanılabilir, fakat genelde odun, kömür veya petrol türevi yakıtların yakılmasından elde edilen ateş kullanılır. [1] Çalışma prensibi olarak, ısı enerjisini alan buhar genişler ve bir piston veya türbine karşı yönde baskı uygular (iter), bu hareket çarkların dönmesi veya diğer mekanizmaların hareket alması ile mekanik enerjiye (işe) dönüşür.

İlk Örnek

Bilinen ilk buhar makinesi diyebileceğimiz örnek Yunanlı mühendis Hero’nun birinci yüzyılda 50 yıllarına doğru Mısır İskenderiye’de uçları birbirlerine göre zıt yönleri gösteren iki eğik tüpün yerleştirildiği oyuk bir küreden yaptığı türbin’dir. Kürede su kaynatıldığında buhar borulardan dışarı çıkmakta günümüzde etki tepki kanunu dediğimiz şeyin sonucunda kürenin dönmesine yol açmakta idi. Hero buharlı bir türbin ya da motor icat etmesine rağmen toplumda bir etki yaratmadığından bunu motor aygıtının icadı olarak görülmemektedir

Buhar gücünün ilk faydalı uygulaması
Buhar gücünün Hero tarafından uygulamasından sonra 1679 yılında ilk faydalı uygulama Fransız fizikçi Denis Papin ‘den (1647-1712) geldi. İçinde suyun kaynadığı ve biriken buharın suyun kaynama noktasını yükselttiği sıkıca kapanan bir kapağı olan düdüklü tencere icat edilmişti. Papin’in dikkat ettiği şey daha yüksek ısıda kemikler yumuşuyor ve et daha çabuk pişiyordu. Tencereye buhar basıncının çok yükselmesine karşın bir de güvenlik vanası eklenmişti.

Buharlı motorlar
Savery Makinası 1698 yılında İngiliz mühendis Thomas Savery (1650-1715) buharla çalışan ,madendeki suyu dışarı atmak için kullanılan bir tulumba yaptı. [2] Tulumba yüksek basınçla çalıştığından o günün teknolojisine göre bu tip bir buharı güvenli biçimde kullanacak düzeyde değildi. Ayrıca gerekli buharı oluşturmak için suyu ısıtmada çok fazla yakıt kullanılıyordu. Bu tip makinaların öncülü olan Savery’nin makinası verimsiz olduğundan fazla kullanılmadı fakat kendinden sonra gelen makinalar için temel teşkil etti. [3] Newcomen Makinası 1712 ‘de İngiliz mühendis Thomas Newcomen (1663-1729) yeni bir tür buhar makinesi geliştirdi. Bu alet çalışırken suyu yukarı doğru emecek boşluğu oluşturmak için buhar gerektirmiyor ve dışarı atmak için yüksek basınçlı buharın kullanılması ile çalışmıyordu. Newcomen’in makinesi pistonu itmek için sıradan alçak basınçlı buharı kullanıyordu. Böylece pistonların yüksek basınçlı buhar kullanıldığında olduğu gibi sıkıca oturtulmasına gerek kalmıyordu. Ayrıca daha az tehlikeliydi. [4] Yine de makine istenilen verime ulaşamamış ve yakıt tüketimi azalmamıştı. Watt Makinası 1764 yılında bozulan Newcomen makinalarından biri onarılması için İskoçyalı mühendis James Watt’a verildi. [5] Makinayı onaran watt aynı zamanda randımanı düşük bu makineyi geliştirmek de istedi. Arkadaşı İskoç kimyacı Joseph Black’tan gizil ısı’yı [6] öğrenmiş olan Watt aynı odayı sürekli ısıtıp soğutmanın ne kadar israflı bir şey olduğunu anladı ve aklına iki oda yapmak fikri geldi.Biri sürekli sıcak , diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı. Buhar işini yaparken sıcak odada bulunacaktı ve su haline getirilmesi gerektiğinde supaplar sistemiyle soğuk odaya alınacaktı. Watt 1781 yılına gelindiğinde makinasını iyice geliştirmiş ve pistonun ileri geri hareketini ustalıkla bir tekerleğin dönme hareketine çeviren mekanik aletleride icat etmişti. Buhar Türbinleri 1884 yılında İngiliz mühendis Charles Algernon Parsons (1854-1931) ilk başarılı buhar türbinini yapmıştır. [7] Bu sayede yüksek hızlı gemi yapımı kolaylaşmış. Jeneratörlerde kullanılması kolaylaşmıştır. Buhar Makinasının Verimi James Watt’ın geliştirmesine rağmen buhar makinalarının verimi halen %7 civarında idi kalan %93 boşa giden ısı olarak kayboluyordu. Buhar makinasının verimini inceleyen ilk kişi Fransız fizikçi Nicolas Leonard Sadi Carnot’tur (1796-1832) 1824 yılında yayımladığı Ateşin Tahrik Kuvveti Üzerine isimli kitabında buhar makinasının maksimum veriminin en sıcak halindeki buhar ile en soğuk halindeki suyun sıcaklığı arasındaki farka bağlı olduğunu gösterdi. Carnot ısı ve işin birbirlerine dönüşmesi yolunu ilk olarak ele alan kşi olduğundan Termodinamik biliminin kurucusu kabul edilmektedir. Buharlı Ulaşım Araçları Buharlı Gemiler 1787 yılına kadar buharlı motorlar sadece su pompalarını ve tekstil makinalarını çalıştırmak için kullanılmıştı. 22 Ağustos 1787 yılında ise Amerikalı mucit John Fitch (1743-1798) ilk vapuru Delaware Nehri’ne indirmiştir.[8] Bir süre Philaderphia ile Trenton arasında düzenli vapur yolculuğu yapılmasını sağlamıştır.Fakat Fitch ticari anlamda başarı kazanamamıştır. 1807 yılına gelindiğinde ise yine Amerikalı mucit olan Robert Fulton saatte 8 km hızla giden adını Clermont koyduğu kırk metre uzunluğundaki vapurları Hudson Nehri’nde işletmeye başladı. [9] Bu sefer Fitch’in tersine ticari başarı kazanıldığından Fulton vapuların mucidi kabul edilmektedir. 1809 yılında ise Moses Rogers komutası altındaki Phoenix okyonusa açılan ilk buharlı vapur oldu. [10]1811 yılında Mississippi Nehri üzerinde işleyen ilk gemi New Orleans faaliyete geçti. [11] Okyonusu aşan ilk gemi ise 1919 yılında Georgia Savannah’tan İngiltere’deki Liverpool’a beşbuçuk haftada ulaşan Savannah isimli gemi oldu . Yolculuğun büyük kısmı yelkenlerin açılması ile bitirildiğinden aslında buharlı gemi sayılmazdı. [12] 1827 yılında Türbinlerin ve gemi pervanesinin keşfedilmesi sonucu , pervanenin yan çarktan daha etkili olduğu anlaşıldı ve gemi teknolojisi hızla gelişti [13] Buharlı Lokomotifler İlk buharlı motorların gemilerde kullanılmasından sonra 1804 yılında Richard Trevithick bir vagonun şasesi üzerine sabit bir buhar motoru yerleştirerek dünyanın ilk buharlı lokomotifini üretti. Yaptığı özel yolda lokomotifini hareket ettirerek gösteri düzenlemiş fakat bundan ticari bir kazanç elde edememiştir. [14] 1825 yılına gelindiğinde ise İngiliz mucit George Stephenson geliştirilmiş buharlı motorlardan faydalanarak ilk buharlı lokomotif denebilecek ve adına Rocket dediği aracı yaptı.

Msn ifadeleriyle beraber uyumak


Bu yastıklardan birine sarılıp uyuduğunuzda,rüyanızda muhtemelen birileriyle chat yapıyor olacaksınız.

15 Temmuz 2008 Salı

Laptop kullananların Dikkatine


Dizüstü bilgisayarların uyku ya da bekleme konumlarında saldırılara açık olduğu ortaya çıktı.ABD'nin Electronic Frontier Foundation (EFF), Princeton Üniversitesi ve diğer bilgisayar güvenliği kuruluşlarından bir ekip, laptoplar, başlat komutu verilip kilitli bırakıldığında, kapağı kapatılıp "bekleme" ya da "uyku" konumuna getirildiğinde, bilgisayarın ekranı açmak için "şifre" aramaya başladığını belirterek, şifrenin RAM'de kayıtlı olmasından ötürü de bir anda kötü niyetli saldırılara açık hale geldiğini kaydettiler.Bunun bazı popüler disk şifreleme teknolojilerinde, şifrelenmiş veriyi saldırıya açık kılan büyük güvenlik açığından kaynaklandığını belirten bilgisayar güvenliği uzmanları, bu açığın kapatılması amacıyla Microsoft'un BitLocker, Apple'ın FileVault ile açık kaynak TrueCrypt ve dm-crypt ürünlerini geliştirenlerle temasa geçtiklerini bildirdiler.EFF'den teknoloji uzmanı Seth Schoen, bulgularıyla ilgili, "İnsanlar, bilgisayarları kontrolleri dışındayken hassas verilerinin şifreleme teknolojisi sayesinde korunduğunu düşünüyorlar. Ancak, bu yeni tespit ettiğimiz açık, bunun böyle olmadığını gösteriyor. Laptopunuzu kısa süreliğine kaybetmeseniz bile, akıllı bir bilgisayar korsanı hassas bilgiyi yine elde edebilir" diye konuşuyor.Çalışmayacak programlarÖte yandan Microsoft, Vista işletim sistemi için yakında yapılacak bir güncellemenin, bazı üçüncü tür programların çalışmasına izin vermeyebileceğini açıkladı.SP1 adı verilen ve Mart ortalarında çıkarılacak bu güncellemeden etkilenecek programlar şöyle:-BitDefender AV -Fujitsu Shock Sensor -Jiangmin KV Antivirus 10 -Jiangmin KV Antivirus 2008 -Trend Micro Internet Security -Zone Alarm Security Suite -Iron Speed Designer -Xheo Licensing -Free Allegiance -NYT Reader -Rising Personal Firewall -Novell ZCM Agent

LUXURY YACHT






Sunreef's in-house design team has introduced a number of structural changes to its two power yachts and one sailing catamaran. Previously known as the 67 Sunreef Power, the yacht has now gained two more feet thanks to the addition of the aft platform between the hulls and the extention of swimming platforms, and became the 70 Sunreef Power. The same happens with the biggest power yacht by Sunreef, the 78 Sunreef Power, available now as the 80 Sunreef Power.Regarding sailing catamarans, the Sunreef 67 Sailing has been renamed as the Sunreef 70 and features as well the aft plateform extending generously the main deck. Click here to see new specifications.





Bang & Olufsen ve Samsung'dan telefon


İşte bir telefondan bahsedilecekse, böyle farklı görünen bir telefondan bahsetmeli. Almayacak bile olsak, masaya koyduğumuzda bizi farklı gösterecek telefonlar (böyle fantazilerim yok ama) teknoloji pazarını renklendiriyor.
Ünlü ve pahalı müzik sistemi üreticisi Bang & Olufsen, Samsung'la birlikte bir müzik telefonu çıkartmış. Oldukça başarılı.

14 Temmuz 2008 Pazartesi

DVD KAMERALAR GELİŞİYOR


İlerleyen modern teknolojinin son nimetlerinden biri, hiç şüphesiz DVD kameralar. Yakaldığınız görüntüleri kaydedip anında izleme olanağı sunan yeni nesil kameralar, her geçen gün daha nitelikli bir şekilde karşımıza çıkıyor. Canon DC100’ü ise rakiplerinden ayıran özelliklerinden biri, geniş ekran video ve yüksek kalitede fotoğraf kaydı yapabilmesi. Bir diğeri ise 25x optik ve 1000x dijital zoom lense sahip olması. Ultra kompakt ve hafif tasarımıyla Canon DC100 heryere götürebileceğiniz ideal bir kamera.

VoIP,VPN,LAN,WAN,WiRELESS

VPN Nedir?
VPN özelliği ile yüksek ücretli data (veri iletim) hatlarına artık mahkum değilsiniz. ADSL internet erişimi olan tüm ofislerinize VPN özellikli DRAYTEK ADSL Router/Modem bağlayarak yüksek maliyetli data hattı yatırımlarından kurtulmuş olursunuz. DrayTek VPN özellikli Router Modemleri ile hem ADSL geniş bant internetin keyfini sürün hem de tüm ihtiyaç duyduğunuz noktalarınızda veri erişimi sağlayın.VOIP Nedir?VoIP teknolojisi, mevcut telefon şebekeleri, Internet ve Intranetlerdeki ses ve verinin birleşmesiyle yeni servis ve gelir fırsatları yaratırken, aynı zamanda kullanımın kolaylaşmasını da sağlayarak yönetim maliyetlerini büyük ölçüde azaltıyor.